İçeriğe geç

Willard ve Onun Bowling Kupaları – Richard Brautigan

Hayatımda okuduğum en saçma sapan kitaplar listesinde başı çekebilecek bir eserle karşılaştım. Okumayı düşünenleri vazgeçirebilecek bir inceleme göremediğim için bir şeyler yazma mecburiyeti hissettim. Yazardan okuduğum ilk kitap olduğu için konunun bir yerlere varabileceğini düşünerek, kısa olmasını da fırsat bilerek, sonuna kadar okudum ama nafile…

Kitap 3 farklı grubun hayatlarından kesitler sunarak anlatılmış ve teknik olarak sürekli birbirleri arasında geçişler yapılarak okuyucuya aktarılmış. İlk grup kitabın başlangıcı ile bizi yatak odası fantazilerine dahil eden, mantar hastalığına yakalanmış çift. Kitabın +18 olduğunu söylememe gerek yok sanırım. İkinci grubumuz kartondan bir kuş olan Willard’a ve onun çalıntı bowling kupalarına sahip olan başka bir çift, aynı zamada ilk çiftin alt kat komşuları oluyorlar. 3. grubumuz ise bowling kupalarının asıl sahibi olan 3 erkek kardeşten oluşuyor.

Tüm kitap boyunca 1’er 2’şer sayfaya sığdırılmış kısa bölümler halinde bu grupların neler yaptıklarını okuyoruz, her bölüm kendi içinde başlıklandırılmış. Yazar birbirleri aralarında geçişlerle yetinmemiş hem de zamanda geçmişi ve şimdiki zaman arasında da gidip gelen bir kurgu oluşturmuş, hatta bazı bölümlerin içinde satırlar arasında bile geçiş yapmaya çalışmış.

Nedenini tam anlamadığım bir şekilde kitap bana Utopia dizisini hatırlattı, İngiliz yapımı olan. “O dizi efsaneydi, sen bu kitabı gömmeye gelmedin mi?” diye sorarsanız size hak veririm. Büyük ihtimalle yazarın hikaye anlatımındaki absürtlüğü, sahne geçişleri ve karakterlerin yansımalarındaki basitlikten kaynaklı.

Neyse, yazarımız birbirlerinden tamamen bağımsız gibi görünen bu 3 grubu finalde aynı çerçeveye oturtmaya çalışmış ancak olmamış. Bazı bölümlerde okunsun diye gereksiz gizem katmaya çalışılmış ve arkası hiçbir yere çıkmayan kopuk parçalar oluşmuş. Ayrıca kısa olmasına rağmen anlatım çarpıcı olsun diye çok fazla da tekrara düşülmüş. Kitabın yarısı boş desem yeridir.

Sonuç olarak kitap bitince ben şimdi ne okudum böyle sorusu ile baş başa kalıyoruz. 1 değil de 3 puan vermemin sebebi yazarın günlük hayattaki ufak incelikleri, bir şey söylenmeden aktarılabilen duyguları, ifadeleri karakterlere iyi yedirebilmesi sebebiyledir. Okumayın, hiç gerek yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.