Merhaba ,

Neden burada olduğumu kısaca açıklamak istiyorum. İnsan hafızası kısıtlı ve zayıf bir yapıda olduğu için, edinilen bilgiler tekrar edilmezse zaman içinde çabucak kayboluyor. Okuduğumuz bir kitabın kapağını kapattığımız an bile içerisindeki bir çok bilgi çoktan hafızamızdan uçup gitmiş olabiliyor.  İşte böyle durumlar için Arthur Schopenhauer, kitabı bitirir bitirmez baştan tekrar başlamanın hem hafızada kalıcılığı artıracağını hem de farklı bir bakış açısı ile gözden kaçabilecek kısımları fark edebileceğimizi söylüyor.  “İyi de her kitabı iki kere nasıl okuyalım?” dediğinizi duyar gibiyim.

                               

İkinci çözüm de kitap bittiğinde akılda kalanları bir köşeye not etmek ve ara sıra bu notları gözden geçirerek hafızadaki yerlerini sağlamlaştırmak olabilir. İşte benim bu blogda yaptığım veya yapmaya çalışacağım da temelde bundan ibaret. Okuduğum kitaplardan aklımda kalanları ve kitapların bana hissettirdiği duyguları yazıya dökmeye çalışıyorum. Yazmanın ne kadar zor bir uğraş olduğunu gördükçe de kitaplara verdiğim değer artıyor. Paylaştığım notların bazıları çok uzun zaman önce kaleme alındı ve düzenleyip yayınlamaya çalıştım. Bu yüzden bazıları çok kısa ve anlamsızken, bazıları daha uzun ve elle tutulur görünüyor olabilir. Bunları neden söylüyorum? Çünkü aldığım notların bu kitapları henüz okumamış olan kişilere az da olsa yol göstermesini temenni ediyorum. 

                                         

Bolca kitaplardan söz ettim ancak fırsat buldukça mühendislik ve yazılım gibi farklı konularda aldığım notları, kaynakları da paylaşmayı düşünüyorum. Youtube gibi görsel kanalların patlyıp gittiği şu günlerde umarım hâlâ okumayı seven insanlara ulaşabilirim.

                                

Şimdi ben bu blogu neden açtım, niçin açtım, nasıl açtım, bunu izaha gerek yok, gördünüz açtım ama açmamış da olabilirim, açmışsam açmışımdır, açmamışsam açmamışımdır, görünen blog uzakta değildir, bu blogu açtık da sonradan açmadık mı dedik, bunlar bir takım uydurma laflardır.