Sürücüsüz Otomobillerin Temelleri

Otonom Araçlar
Resim: www.mercedes-benz.com

Sürücüsüz otomobillere neden ihtiyaç duyarız?

Sürücüsüz araçlara ( self-driving car ) olan ihtiyacın en büyük sebeplerinden birisinin güvenlik olduğu söyleniyor. Her yıl yüz binlerce belki de milyonlarca kişi trafik kazalarında yaralanmakta ya da hayatını kaybetmekte ve bu kazaların büyük bir bölümüne insan hatası sebep olmaktadır. Sürücüsüz otomobiller bu konuda bir çok avantaja sahiptir. Sürücüsüz otomobiller sarhoş olmazlar, yorulmazlar veya dikkatleri dağılmaz.

Ehliyet alıp trafiğe çıkmak isteyen her insan sıfırdan araç kullanmasını öğrenmeli, kendisinden önce araç kullanmayı öğrenmiş birçok insanın yaptığı hataların aynısını yapmalı ve bu hatalardan kendince dersler çıkararak sürmeyi öğrenmelidir. Sürücüsüz otomobiller ise, trafiğe çıktığı anda daha önceki araçların deneyimlerine sahip olmakta ve diğer araçların öğrendiği yeni bilgileri de kendisine katmaktadır. Peki sürücüsüz araçlar güvenlik konusunda gerçekten çok mu başarılı? Sürücüsüz araçlar konusunda daha yolun başında olduğumuz için testler devam ediyor. Bu yüzden düzgün bir kıyaslama yapabilmek için yaygın olarak kullanılmaya başlanması ve trafikte uzun süre denenmeleri gerekiyor.

Tabii ki insansız araçların güvenlik dışında faydaları da var. Uzun yolculuklarda konforun artması, park sorunun çözülmesi, enerji küresel anlamda enerji tasarrufları gibi. Yaygınlaşmadan kesin olarak bilinemeyecek olsa da insanlığa büyük faydaları olması bekleniyor.

Otonom Araç Seviyeleri nelerdir?

Sürücüsüz otomobil konusundaki çalışmalar arttıkça bu konuda bazı standartlar ortaya konulmuştur. Amerikan Otomotiv Mühendisleri Birliği ( the society of automotive engineers ) sürücünün(insan) sürüşe katılım oranına göre ayrılan bir seviyelendirme standardı belirlemiştir.

  • SAE Seviye 0
  • SAE Seviye 1Sürüş Asistanı
  • SAE Seviye 2 – Kısmi Otonom
  • SAE Seviye 3 – Koşullu Otonom
  • SAE Seviye 4 – Yüksek Otonom
  • SAE Seviye 5 – Tam Otonom

Bu seviye sınıflarına göre, 4. ve 5. seviyedeki araçlar sürücü kontrolü olmadan çalışabilir. Bu sebeple direksiyon, gaz ve fren pedalı gibi sürücü için tasarlanmış en temel elemanlara ihtiyaç yoktur. Ancak 4. Seviyedeki belirli bir bölge kısıtlaması bu özelliklerin sadece belirli bir bölge içerisinde beklenen şekilde çalışacağını garanti edebilir. Maddeler çoğu kaynakta farklı yorumlanmış, bu yüzden kaynak olarak SAE.

Unutmadan hatırlatalım, dünyanın birçok ülkesinde otonom araçlarla ilgili henüz yasal bir düzenleme yok. Yani bu tip araçların trafikte test edilmesi veya kullanımı yasal izinlerle yapılabilmekte. Beklenen bu yasal düzenlemelerin yanında, insansız araçların etik veya ahlaki açıdan nasıl davranması gerektiği ile ilgili tartışmalar da merak konusu. Kazanın kaçınılmaz olabileceği durumlarda araç nasıl hareket etmelidir? Kazadan kaçınmak için bir kalabalığın üzerine sürmek yerine tek başına duran bir kişinin olduğu tarafa mı manevra yapmalı?

Sürücüsüz otomobiller nasıl çalışıyor?

Otomobil sektöründe işler gayet sessiz, sakin ilerlerken ve sektörde pazar payı büyük olan firmalar gidişattan memnunken, Tesla’nın pazara girmesi ile işler bir anda değişti. Pazardaki müşterilerin elektrikli araçları çabuk benimsemesi ve yeterli talebin olması sebebiyle tüm gözler hareketlenen bu pazarın üzerine ve dolayısıyla Tesla ve diğer elektrikli araçların üzerine kaydı. Tesla’nın elektrikli araçlarına otonom sürüş özelliğini eklemesiyle de bu talep biraz daha ivmelendi.

Peki otomobil sektörüne yeni bir bakış açısı getiren bu elektrikli sürücüsüz araçların, piyasadaki diğer otomobillerden ne farkı var? Olaya teknik olarak bakacak olursak; sensörler, kameralar, elektronik donanımlar ve tabii ki yazılım. Bazı parçalar elbette ki ortak ancak örnek vermek gerekirse lidar gibi pahalı bir sensöre şimdiye kadar ihtiyaç duyulmamıştı.

Nasıl çalışır sorusuna gelirsek eğer, sürücüsüz otomobiller temelde 5 kritik işi gerçekleştiriyor:

  • Lokalizasyon (Localization)
  • Algı (Perception)
  • Tahmin (Prediction)
  • Planlama (Planning)
  • Kontrol(Control)

Bu özelliklerin ne anlama geldiği ile ilgili ilgili Mustafa Mert Tunalı‘nın çok güzel bir yazısı var, incelemek için buraya tık

Ayrıca David Silver‘ın bu konuyu anlattığı bir TED konuşması var, medium detay için buraya tık tık

Bulut Sistemleri

Otomobil elektroniği yavaş yavaş otonom sistemlere hazırlanırken geliştirilmesi gereken bazı kritik kısımlar ön plana çıkıyor. Bunlardan birisi “over the air” yani araçların internete bağlı olması ve kablosuz bir şekilde güncellenebilmesi.

Nesnelerin İnterneti(IoT) alanında da önemli bir yere sahip olan bulut sistemleri, dünyanın neresinde olursanız olun eğer internet erişiminiz varsa verilerinizi anlık olarak görüntüleme ve işleme imkanı sunuyor. Artık otomobillerin de internet bağlantısına kavuşmasıyla birlikte, bulut sistemlerinin otomotiv sektörü için de kritik bir rol oynamaya başladığı açık.

Otomotiv üreticileri artık yazılım ile çözülebilecek sorunlar için araçlarını geri toplamak zorunda değiller. Bunun yerine araçların bağlı oldukları bulut sistemleri üzerinden yeni yazılım güncellemesi yayınlayarak tüm araçlara aynı anda müdahale edip, sorunların üstesinden kolayca gelebilecekler. Sadece sorunların çözümü için de değil, müşteri memnuniyeti için araca yeni özellikler kazandırmak da daha şimdiden kullanılan yöntemlerden.

Bulut sistemlerinin getirdiği bu ve benzeri kolaylıklar hem kullanıcılar hem de üreticiler açısından faydalı ancak otomobil gibi bir nesneyi internete bağlamanın da bazı olumsuz sonuçlar doğurabilecek tarafları var. Bulut sistemlerinin yaygınlaşması ile birlikte siber güvenliğin önemi bir kat daha artıyor. Araçlarımızda kullandığımız kişisel ayarların bu veri bankalarında tutulması her zaman için bir risk faktörü. Ayrıca üretici firmaların bu araçlardan toplayacakları verileri nasıl kullanacakları da kişisel verilerin nasıl işleneceği ile ilgili yeni konuları gündeme getirecek gibi görünüyor.

Otomobillerin temel haberleşme sistemi olan CanBUS sistemi ile ilgili yazımı okumadıysanız, buradan göz atabilirsiniz.

Etiketler:

Bir Cevap Yazın