“Ben Buradayım…” – Yıldız Ecevit

Oğuz Atay'ın Biyografik ve Kurmaca Dünyası

Oğuz Atay’ın Biyografik ve Kurmaca Dünyası

Oğuz Atay‘ın biz okuyucularına bıraktığı tüm kitapları okuyunca, “keşke daha fazlası olsaydı” boşluğunun içine düşülüyor. Bu durum da bizleri, yazar hakkında kaleme alınmış diğer eserleri araştırmaya yönlendiriyor. Eğer böyle bir arayışa düştüyseniz yolunuz -benim gibi- bu kitaba çıkacak demektir.

Oğuz Atay’ın tuttuğu Günlük‘ü okuyup, “ee bunun içinde kitap notlarından başka bir şey yok ki yea!” dediyseniz, bu kitap tam da aradığınız kitap demektir. Oğuz Atay’ın hayat öyküsü! Burada ufak bir spoiler vereyim, bu kitaba başlayınca zaten Oğuz Atay’ın hayat öyküsünü çoktan okuduğunuzu fark ediyorsunuz, çünkü ortaya çıkmış o kurmaca gibi görünen karakterlerin arkasında aslında çok derin yaşanmışlıklar bulunmakta. Yine de detay mı istiyorsunuz işte size detay, diyerek Yıldız Ecevit çok güzel bir iş çıkarmış.

Üzülerek söylemeliyim ki detay demek titiz bir çalışma demek ve yıpratıcı bir maratona hazır olmanız demek. Her güzellik karşısında bir de aşılması gereken zorluklar mı vardır, nedir? Yani kitaba başlamayı düşünüyorsanız dikkatinizi toplayacak bir ortamınız ve yeterli zamanınız olduğundan emin olun. Çünkü her ne kadar Oğuz Atay’ın eğlenceli bir dili olsa da bu kitap ciddi bir çalışma olarak hazırlanmış ve Atay’ın muzipliklerini Yıldız Ecevit’ten beklemek absürt olur.

Biraz da içerik:

Bu zırvaları geçip içeriğe bakacak olursak, Oğuz Atay’ın büyükannesi ve dedesinin yaşamından başlayan kitap, anne ve babasını tanıttıktan sonra yazarımızın doğumu, çocukluğu, gençliği, üniversite hayatı, evlilikler ve yazdığı kitaplar şeklinde ayrı ayrı ve bazen de iç içe şekilde ilerliyor.

Yıldız Ecevit, Atay’ın hayatına dokunmuş herkesle görüşmeye çalışmış. Yine de kitabın büyük bir bölümü Yıldız Ecevit’in Oğuz Atay hakkında bulduklarını yine Atay’ın kendi kaleminden çıkmış kitaplarındaki alıntılarla tasdikleyerek ilerlemeye çalıştığı bir yapı şeklinde. Bu da biz okurların hafızalarını tazelemek için güzel bir fırsat. Hatta tekrar okuma isteği de yine aynı sebepten ortaya çıkmakta.

Mesela “Bir Bilim Adamının Romanı” kitabının nasıl ortaya çıktığı, Oğuz Atay’a kitap yazılma sürecinde nasıl baskılar yapıldığı, bu baskılar sebebiyle de kitapta ne gibi değişiklikler olduğuyla ilgili kısımları okuyunca bu kitabı farklı bir gözle tekrar okuma isteği oluşuyor.

Yıldız Ecevit’in iyi işler çıkardığı bir başka nokta ise Oğuz Atay’ın etkilendiği yazarlardan alıntılarla içeriği zenginleştirmesi olmuş. Bu kitap sizi o kadar farklı yazara ve kitaplara götürüyor ki, yazsam bir incelem daha çıkmış kadar olur. Oğuz Atay kitaplarında; Dostoyevski, Kafka, Hesse gibi isimlere yer vermekten çekinmiyordu zaten. Bu yazarları muhakkak okumanız lazım diye zaman zaman çevresine baskı kurduğu da oluyormuş. :))

Yakın zamanda Godot’yu Beklerken‘i okumuştum, Oğuz Atay bir dönem bu oyunu Türkçe’ye kazandırmaya çalışmış ancak bitirip bitiremediği belli değil, çeviri notları kayıpmış. Bunun gibi bazı noktalar daha çok dikkatimi çekti.

Oğuz Atay’ın yaşadığı dönemde yeterince kıymet görmemesi gerçekten üzücü bir durum. O dönemin eleştirileri de gerçekten ilginç, bazı eleştirilerden özellikle bahsedilmiş, mesela: “insansız’dır Tutunamayanlar” yorumu sanki kitaplarında vermek istediği acı gerçekleri tastikler gibidir. Anlaşılamayan, toplumun NORMALinden uzak, görmezden gelinen…

Sonradan popüler olması da ayrı bir konudur. Iyi midir, kötü müdür, artık değeri biliniyor diyebilir miyiz bilemiyorum ancak bir dönem para kazanmak uğruna kullanıldığı açıktır.

Bir Cevap Yazın