
Sakelerinizi hazırlayın çünkü ayık kafa ile çekilmeyecek bir inceleme geliyor.
Yukio Mişima okumaya bu kitaptan başlamıştım ancak belli ki hatalı bir iş yapmışım. Yorumları biraz okuyunca fark ettim ki, bu kitap içerik ve üslup anlamında diğer kitaplardan farklı bir yerde. Yazara ün kazandıran karakteristiği doğrudan yansıtmıyor. (Diğer kitapları henüz okumadığım için bu konu şimdilik benim için bir varsayım.)
Okurların bu kitapla başlanabilir deme sebebi bence okuyanı yormaması, olay anlamında sert inişler-çıkışlar barındırmaması. Yazın ortasında sakin bir tatil günü, kumsalda şezlongun üzerinde uzanıp, sakenizi yudumlarken elinize alıp tatlı tatlı okuyacağınız bir eser. (Ahh ah, çok mu sıkıldık nedir?)
Kitaba başlar başlamaz ilk dikkati çeken şey yazarın olayların geçtiği ada olan Uta-jima hakkındaki detaylı anlatımı. Kullandığı doğa betimlemeleriyle, sanki ne anlattığım önemli değil nasıl anlattığıma bir bakın der gibi. Rüzgârla birlikte dans eden dalgaların kıyıya getirdiği kokuları alınca aklıma hemen Martin Eden ve Puslu Kıtalar Atlası geliyor. Bu kitapta da denizcilik terimleri yer yer kullanılmakta. Beklentimi tavan yaptıran şey bu kitaplar mı acaba, neyse.
Muhteşem Olmak
Tolstoy’un da dediği gibi:
“tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir.” (Muhteşem olmak için tek başına yeterli değilmiş demek.)
Herkesin birbirini tanıdığı ufak bir adada geçen hikayemiz, adaya yabancı bir kızın gelmesiyle başlıyor. Baş kahramanımız Şinji de dahil tüm erkeklerin gözü bu yeni kızın üzerinde. Yazar ada halkının günlük hayatlarını bizlere tanıtıyor, kadınlara ve erkeklere düşen görevler, herkesin birbirini tanıması sebebiyle ortaya çıkan toplumsal problemler aktarılıyor. Kitap çok kısa olduğu için detay az ve bu konuların çoğu hikayenin fonunu oluşturmakta.
Olaylar ufacık bir adada geçince tabii ki baş aktörlerden birisi hiddetli dalgalar ve denizcilik. Birbirini seven iki gencin mutluluğa ulaşmak için önlerine çıkan engelleri aşmalarını anlatan kısa bir aşk hikayesi. Dürüstlüğün önemi, çalışmanın ve işini hakkıyla yapmanın kıymeti, sevdiğin insanlara kötülük yapmanın vicdan azabını çekmek gibi konularla kitabın daha çok lise çağındaki genç okurlara hitap ettiğini düşünüyorum. Keyifli okumalar.