İçeriğe geç

Tek Kişilik Şirket – Paul Jarvis

Paul Jarvis

Küçük İşletmelerin Pazardaki Devrimi

Savaşlar, pandemi, enflasyon bizleri nereye getirdi dersiniz? Kalitesizlik. En son ne zaman dışarıda keyif alarak bir yemek yedim, güzel bir şeyler içtim, herhangi bir endişe duymadan hakkıyla herhangi bir hizmet alabildim hatırlamıyorum bile. Market ürünlerinin içerisinde bulunması gereken gerçek gıda yüzdelerindeki sıfırları sayamaz olduk. Zeytinlerin yanında gezdirilmiş poğaça esprileri artık alıştığımız bir gerçek. Ben mi fakirim? Lütfen duymamış olayım.

Peki konumuzun bununla ne ilgisi var? Yazar Paul Jarvis’e göre; tek kişilik başarılı bir şirket olmak istiyorsanız eğer başta işleri küçük tutup, her zaman kalite ve müşteri memnuniyetine önem vermelisiniz. Hedefiniz asla daha büyük olmak olmamalı, her zaman işleri nasıl daha basit tutabileceğinizi çözmeniz gerek. Yazara göre müşterileriniz az sayıda olsa da, tekrar tekrar sizinle iş yapmak isteyecek şekilde size sadık olmalılar. Firmalar büyüdükçe tek dertleri hedef ciroları, net kazançları ve bir sonraki yılda bunun üstüne ne koyacakları oluyor. Ayrıca ekipler büyüdükçe onları yönetmek de zorlaşıyor ve aslında firmaya katkısından çok zararı olan kişiler ekiplerde yer almaya başlıyorlar. İşlerin kalitesi ise en iyisini yapmaktan vasat olmaya doğru kayıyor.

Tüm dünyada popüler girişimcilik gereksinimleri olan kısa vadede büyük başarım kazanma, üründen ziyade reklamlara para harcayarak agresif büyüme ve bolca yatırım bulma hedefiyle değil, müşterilerinizi gerekirse birer birer seçerek, gerçekten tanıyarak, onların ihtiyaçlarına göre doğru çözümler sunarak ve en önemlisi de daha önceden belirlediğiniz hedef kazanç sınırını aşmayacak şekilde iş yapmalısınız. Burası biraz komik gelebilir ancak doğru okudunuz, yazar kazanç limiti koymaktan bahsediyor. Aman ha yanlışlıkla tek kişilik şirketinizi çok büyütürsünüz sonra işler kontrolden çıkabilir. 🙂

Kitap bizlere sürekli daha fazlasını istemenin neden her zaman iyi olmadığını hatırlatmaya çalışıyor. Kitabın orijinal ismi: “Company Of One: Why Staying Small Is the Next Big Thing for Business” Bu arada tek kişilik şirket derken benim aklıma ilk freelance çalışmak gelmişti, yazar ısrarla bunun freelance çalışmaktan farklı olduğunu söylüyor. Tek kişilik şirkette siz çalışmazken de şirkete sürekli bir gelir girişi olmalıymış ki bu freelance çalışmada da geçerli olabilir. Bazı çevrimiçi mağazalara koyduğunuz çalışmalarınız sürekli satılıyor olabilir. Bir diğer fark ise işin tek seferlik bir proje olarak düşünülmemesi, sanırım burada daha net bir ayrım var. Bir de yazar tek kişilik şirket demek her zaman bir kişinin çalıştığı şirket demek değildir diyor ki suyu iyice bulandırıyor. Burada en mantıklı kısım yetişemeyeceğin işleri almamak veya uzmanlık alanınızın dışına çıkan kısımlarda dışarıdan yardım bulmak.

En çok düşünülen kısımlardan birisi “nereden başlamam gerek?” sorusu. Yazar bu konuda kendini örnek gösteriyor ve kendinizi tamamen tehlikenin ortasına bırakmanıza gerek yok diyor. Düzenli bir işte çalışırken de yapmak istediğiniz işlere ufak ufak başlayabilirsiniz diyor. Bu her iş için nasıl geçerli olabilecek pek emin değilim. Doğal olarak bir bilgisayar dışında başka bir yatırıma gerek duyulmayan alanlar bir adım öne çıkıyor. Piyasadan da görüleceği üzere artık herkes yazılımcı olmak istiyor, bu da sanılanın aksine herkesi zengin etmek yerine işleri herkes için biraz daha zorlaştırıyor.

Tekrar ilk paragrafta yazdıklarıma dönecek olursak şunu söylemeden geçemeyeceğim, yazarın önerileri bizim ülkemiz için ne derece doğru tartışılır. Öncelikle müşterilerin kaliteyi talep etmesi gerekiyor, ne yazık ki piyasada çoğunluk olarak böyle bir talep olmadığını düşünüyorum. İkincisi yeni başlayan firmaların en büyük sıkıntılarından birisi para akışını doğru şekilde sağlayabilmek bu da orman kanunlarının geçerli olduğu bir piyasada gerçekten çok zor. Yazarın burada önerisi mümkün olduğunca giderlerin minimumda tutulması. Hemen kendinize bir ofis tutmayın, saçma sapan malzemeler almayın, sığamayacak duruma gelene kadar evinizi kullanın diyor. Her iş fikri için bunu gerçekleştirmesi de zor. Bu arada anlattıkları şeyleri de bolca örneklerle süslüyor. Konu biraz da güvenli ortamınızdan çıkmaya ne kadar istekli olduğunuzla da ilgili. Maaşlı çalışan olmak mı yoksa kendi işini yürütmek mi? Yazar her yıl en az 1 ayını işten uzaklaşarak kendine ve eşine ayırdığını söylüyor ki, insan ister istemez hayaller kurmaya başlıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir