Sıfırdan Bire: Startuplar Üzerine Notlar ya da Geleceği İnşa Etmenin Yolları – Peter Thiel

Peter Thiel

Startup

Günümüz moda akımı teknoloji startupları olunca bu alanda iyi para kazananlar da genelde startup kurup başarıya ulaşanlar değil, bu konu hakkında konuşan, eğitim veren, seminerlere katılan, kurs açan, network network diye etrafta gezen balon insanlar oluyor.

Hal böyle olunca gerçekten bir şirket kurmuş ve birçok başarılı şirkete de yatırım yapmış, elle tutulur – gözle görülür başarılara sahip iş adamları benim gözümde farklı bir değer kazanıyor.

Bu kitap da girişimcilik ile ilgilenen insanların önüne çıkacak temel eserlerden olarak görülüyor. Özellikle LinkedIn gibi iş yaşamı ile daha ilgili bir sosyal ağ kullananlar mutlaka bu kitaba rastlayacaklardır.

Peter Thiel, Paypal’ın kurucularından. Gerçekten ilginç bir çevresi var, beraber çalıştığı insanlar dağılarak farklı firmalar kuruyorlar ve çoğu dünya devi haline geliyor. Elon Musk’ın SpaceX’i kurması veya Tesla’ya ortak olması gibi. Kitapta geçen detaylara göre birbirlerinin kurdukları startuplara veya gelişeceğini düşündükleri yeni girişimlere de yatırım yapıyorlar. Mesela Peter Thiel Facebook’a yatırım yapmış bir isim aynı zamanda.

Yani kitabı Elon Musk veya Mark Zuckerberg övdü diye okumak mantıksız, çünkü bu insanların hem maddi çıkarları var hem de geçmişten gelen dostlukları var. Sosyal medyada bu kitap önerilirken genelde böyle lanse ediyorlar: “Elon Musk’ın mutlaka okuyun dediği kitap! Şok Şok!” :)) Yani bence kitap çöp olsaydı bile bu insanlar yine övgü dolu sözler söylerlerdi.

Okumaya değer mi?

Gelelim kitap çöp mü kısmına, değil tabii o kadar vasat değil. Ancak kitap hakkında ilk gözlemlediğim şey çevrinin berbat olduğu. Ekin Can Göksoy ne yazık ki başarısız bir çeviriye imza atmış. Normalde çevirinin kalitesini eleştirebilecek seviyede olduğumu düşünmem ancak google çevirinin verdiği gibi; ruhsuz, ucu açık, dilimizin özelliklerini yansıtmayan ve okunduğunda bu ne acayip cümle böyle diyebileceğiniz birçok cümle barındırıyor. Bu sebeple imkanınız varsa İngilizce’den okumanızı tavsiye ediyorum.

Kitap teknoloji ve girişimcilikle ilgili olunca Google, Facebook, Amazon, Yahoo, Microsoft, Apple gibi örnekleri görmemek imkansız. Bir de silikon vadisi tabii 🙂 Çünkü girişimciliğe adım atacak her insanın kendine soracağı sorulardan birisi “Bu firmalar neleri doğru yaptı da bu kadar başarılı bir hale geldi?” şeklinde oluyor. Aynı zamanda “Sürdürülebilirlik bu kadar zorken, nasıl oluyor da bu firmalar uzun dönemde tekel şekilde ilerleyebiliyorlar?” gibi sorular muhakkak düşünülmeli.

Tekel olmak mı, yoksa rekabet mi?

Kitabın ilk kısımlarında yazar, tekel olmakla çetin bir rekabetin içinde olmanın firmalar düzeyinde ne gibi farkları olduğuna değinmeye çalışıyor. Girişimcilere önerisi ise, rekabetin düşük olduğu alanlarda iş kurmanın ve tekel olmaya çalışmanın girişime çok büyük faydalar getireceği. Ancak tabii ki tekel olmak öyle kolay bir iş değil, yazar tekel olmayı bir işte rakiplerinden 10 kat daha iyi olmak şeklinde tanımlıyor. Bu tanımı duyunca ilk aklıma gelen nedense Duracell oldu. 🙂 Bir dönem sürekli karşımıza çıkan “10 kata kadar daha uzun ömürlü” reklamları ile aklıma kazınmış.

İşte bu aşamada mühendislerin klasik düşünme tarzından bahsetmiş yazarımız, ürün yeterince iyi ve kaliteli olursa kendini sattırır, reklama gerek yok bakış açısı. Pter Thiel’e göre bu bakış açısı yanlış. Ürünü müşteriye ulaştırma kanalları ve markanın görünürlüğü çok önemli bir konu. Reklam illa TV reklamı olmak zorunda değil, hatta kitapta firmanın alanına ve büyüklüğüne göre bazı reklam önerileri de mevcut. Ayrıca reklamı o anlık ürünü sattıracak bir kanal olarak da düşünmemek gerektiğini söylüyor, Duracell örneğimde de olduğu gibi zihinlerde kalıcı bir marka değeri oluşturmak gerçekten önemli.

Kitapta güzel noktalara ve örneklere değinilmiş, yine de bazı örnekler bana göre biraz saçma ve fazlasıyla kişisel düşünceler. Mesela yazar bir teknoloji CEO’su takım elbise giyiyorsa o girişimle ilgili olumsuz düşündüğünü söylüyor. Başka bir örnekte de ekibin uzaktan çalışmasının girişime olumsuz etkileri olacağını, ekipte ciddi uyumsuzlukların çıkabileceğini savunuyor. Twitter’ın hiçbir yenilik yapmasa dahi sürdürülebilirliğini koruyabileceğini söylüyor ki bu çok büyük bir iddia. (Burada bir çeviri hatası mı var acaba diye düşündüm, gerçekten ilginç!)

Sonuç

Sonuç olarak 20 TL’ye başarının formülünü satın alacağınızı düşünmeden, 5 adımda 15 adım gideceğiniz hayaline kapılmadan okumak lazım. Çünkü bir şeyi yapmakla onun nasıl yapılacağını anlatmak farklı şeyler. Bu kitaplar her ne kadar insanın ufkunu genişletse de, derinlemesine bilgi sunmamakta, en azından teknik olarak.

Yazarın da dediği gibi yeni bir arama motoru yazmak sizi yeni Google yapmayacak, yeni bir sosyal medya kurmak da sizi yeni Facebook yapmayacak, girişimde zamanlama çok önemli ve bu firmalar doğru zamanlamayı bir şekilde yakalamış firmalar. Bu sebeple herkes kendi doğru zamanını bir şekilde bulup kendi girişimine özgü doğru adımı atmalı.

Bir Cevap Yazın