İnsan Olmak – Engin Geçtan

Engin Geçtan

Bu kitabı okuyup kendinden bir şeyler bulmayan yoktur diye tahmin ediyorum. Yazar o kadar çok konuya değinmiş ki, kitapta kendinizden bir parça bulamazsanız çevrenizden bir parça bulacağınız kesin. Yazarın başarılı tahlillerini okurken: Şu bizim düzenbaz Ahmet değil mi bak tam onu anlatmış, bu aynı bizim dedikoducu komşu, bu en iyi arkadaşıma benziyor, babam da aynı böyle, annem de aynı şöyle, bu da tam kardeşim, şu da aynı kilimcinin kör oğlu derken derken bir de bakmışsınız çember daralmış sıra size gelmiş. Kimse mükemmel değil maalesef, gerçeklerle yüzleşme ve onları kabul etme zamanı.

Kitap birçok alt başlığa bölünmüş ancak konu “insan olmak” olunca her başlık aslında birbiriyle iç içe, yani başlıklar biraz da okumayı kolaylaştırıyor gibi, başlıklar olmasa da konu bütünlüğü yine yerli yerinde olurdu gibi geldi bana.

Bu kitaba başlamadan önce Yaşamın Anlam ve Amacı kitabını okumuştum. Üst üste benzer alanda okumalar yapmak konuyu pekiştirmek için gerçekten faydalı. Hatta bir konu hakkında ciddi bir öğrenme peşindeysek çok kritik. Tabii benim için öyle mi oldu? Olmadı! Sadece güzel tesadüflerle ilerlediğim söylenebilir.

Kitabın başında yazarın bu kitap için belirttiği ufak bir ayrıntıyı genellemek istiyorum, hiçbir kitaba başlarken hayatımızda mucizevi çözümler yaratacağını düşünerek başlamamalıyız, deitel & deitel’in C programlama kitabı hariç tabii, programlama öğrenmek hayatınızı değiştirebilir! :))

Neyse ne diyorduk, her kitaptan mümkün olduğu en iyi seviyede faydalanmak istesek de bazen yazarın anlatmaya çalıştığı şeylerden hiçbir şey anlamamış olabiliriz ve bu durumun farkına da varamayabiliriz. Daha önce hiç okuma yapmadığımız bir konu hakkında ilk defa bir kitap elimize aldığımızda yabancılık çektiğimizi biraz daha rahat anlasak da, bu tip kendimizi bulduğumuzu düşündüğümüz bir kitapta işimize yaracak bilgileri daha kolay gözden kaçırabiliriz. Çünkü odak noktamız aslında zaten farkında olduğumuz konulara üzerinde oluyor. İnsanın kendi eksiklerini veya yanlışlarını görmesi, anlayabilmesi kolay değil. Bilsek zaten düzeltiriz, acaba düzeltir miyiz?

Yaşamın Anlam ve Amacı için yazdığım incelemede de belirttiğim üzere çocukluk dönemi yaşantıları insanın psikolojisi için çok kritik bir yer tutuyor. Anne-baba üzerindeki sorumluluk çok büyük ve bir insanın anne babasının çocukluğunda yaşadığı travmaları kendi çocuğuna aktarması da çok sık karşılaşılan bir durum, bu tip bir döngüyü kırmak gerçekten de zor olsa gerek. Çocukluğunda aşırı baskı altında yetişmiş anne babaların kendi çocuğunu da baskıyla yetiştirmesi veya tam tersi çocuğunu aşırı serbest bırakması türlü problemleri beraberinde getirmekte.

Görüldüğü gibi sağlıklı bir birey yetiştirebilmek çoğu konuda dengeli davranmayı gerektiren zorlu bir süreç. Yazar aynı zamanda yetişkin bireylerin anne babalarına kızmayı bırakmaları gerektiğini de vurguluyor. Çünkü tamamen özgür bir birey olabilmek insanın kendi sorumluluğunu yüklenmesini, kendi kararlarını almasını, kendi seçimlerini bağımsız bir şekilde yapmasını gerektiriyor.

Beni asıl düşündüren konu şu; sağlıklı bir psikolojiye sahip olmanın özellikleri genelde topluma katılım, toplumsal sorumlulukları yerine getirme gibi şeyler olarak tanımlanmakta. Yani toplumdan çok uzaklaşma yalnızlığı, uyumsuzluğu, çıkıntı olmayı, çok yaklaşmak ise koyun olmayı gerektiriyor. Görüldüğü gibi bir dengeye ulaşma ihtiyacına geliyoruz.

Kitapta insanın içerisindeki vahşi yanın ele alındığı bir kısım var. İnsanın içerisindeki enerji dolu vahşi taraf aşırı olursa şiddet eğilimine yönelim artıyor ve keskin sirke küpüne zarardır. Bu vahşi tarafın aşırı bastırılması ise insanı sıradanlaştırıyor, yaşam heyecanını söndürüyor, yaratıcılığı engelliyor, insanı bir ota çeviriyor. Görüldüğü üzere yine bir denge ihtiyacı söz konusu.

Sonuç olarak anlıyoruz ki bazı konularda aşırıya kaçarken bazı konularda eksik kalıyoruz ve gerekli dengeyi yakalamak için sürekli bir çaba içerisindeyiz. Bazı konularda çok iyi iş çıkarırken bazı konularda ise gerçekten beceriksiz olabiliyoruz. Hayat her bireye özgün olduğu için de kesin doğruyu hiçbir yerde bulamıyoruz. Bunun gibi kitaplar ise kendimizi ve çevremizdeki insanları biraz daha iyi anlayabilmek için bizlere yol gösterici oluyor. Bir de insan olmanın ne kadar sancılı bir süreç olduğunu anlıyoruz.

İnsan psikolojisi üzerine okumalar yapacak kişilere kesinlikle tavsiye ediyorum. Son olarak uzun yazıları okuma zahmetine katlanan okurlara, içerikle de azıcık paralel diyebileceğimiz bu şarkıyı armağan ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir