İçimdeki Müzik – Sharon M. Draper

Karalamalarıma başlamadan önce genellikle diğer incelemeleri okurum. Bu sefer şaşırtıcı bir inceleme dikkatimi çekti, eserin “otobiyografik” bir eser olduğu iddia edilmiş ve 150-200 okur da bu incelemeye beğeni vermiş. Nasıl otobiyografik oluyor diye soran bir kişi bile çıkmamış, tabii ki ben yanılıyorumdur diyerek, ben de sormamayı tercih ettim. Yazar benim gözüme gayet sağlıklı bir insanmış gibi geldi ama, işin içerisinde başka bir iş vardır muhakkak diyerek kabahati yine kendimde buldum. Kitap gerçek hayattan esinlenilerek kaleme alınmış. Yazar kendi hayatından da ufak tefek bir şeyler katmış mıdır acaba diye sormadan edemedim. Siz yine de okumadan beğenmeyin.

Kamu spotunu verdikten sonra kitaba geçecek olursak, Engelli bir kız çocuğunun hayatından kısa bir kesite şahitlik ediyoruz. Yaşadığı sıkıntı ve heyecanları kendi ağzından bizlere aktarıyor. Yürüyemiyor, konuşamıyor, kendi başına yemek yiyemiyor, sadece baş parmağını(veya parmaklarından birkaçını) oynatabiliyor. Ancak çok zeki ve hafızası da çok güçlü. Ayrıca müzikleri renkler şeklinde algılıyor.(Bkz. Sinestezi)

İçimdeki Müzik kitabına bir çocuk kitabı dersek sanırım yanlış olmaz. Cümleler günlük konuşma tarzında yazılmış, 11 yaşındaki bir öğrencinin ağzından yazılan kitap başka nasıl olabilirdi ki derseniz size hak veririm. Kitap tam bir komedi – drama ikilisi, bazen gülüyor bazense duygulanıyoruz. Kitabın genelinde kafamızda oluşan mesaj ise “empati”.

Çocuk kitabı dediysem de okuduğuma pişman değilim tabii ki, sadece bu tür kitaplarla daha erken yaşlarda tanışmak gerekli ki insaın karakterine etkisi daha büyük olsun. Etrafındaki insanların eksikliklerini şaka malzemesi sanan koca koca insanlar bu tip kitaplar okusa ne, okumasa ne!

Bedensel engelli bir insana aptal, kör, sağır muamelesi yapıldığını gördükçe anlıyoruz ki kafamızın içerisindeki kalıplardan çıkmak gerçekten çok zor. Bu insanların bazılarının eğitmen-doktor olduğunu görmek ise durumu vehametini bilmek adına önemli.

Biraz daha içerikten bahsedecek olursak; Melody, kendisi gibi özel öğrencilerin bulunduğu bir okula kayıt oluyor. Bu okulda bir kaynaştırma programı ile normal(!) öğrencilerin bulunduğu bir sınıfa katılıyor. Tabii ki diğer öğrencilerle kaynaşmak kolay olmuyor. Her sene düzenlenen bilgi yarışması elemelerinde gösterdiği başarıyla birlikte dikkatleri üzerine çekse de, farklı olduğunun endişesinden kurtulamıyor.

Bir yandan ailesinin inanılmaz çabasına tanıklık ediyoruz ki, gerçekten hiç kolay değil. Diğer yandan dünyada ne kadar kötü insanlar olursa olsun bir yerlerde karşılıksız iyilik yapabilen insanların olduğu mesajı da biz okurları duygulandırıyor.

Çevremizi tasarlarken bu tip insanların çektiği sıkıntıları düşünebilmenin ne kadar kritik olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Ayrıca dünya telaşesi içerisinde sürekli fazlasını ve daha fazlasını isterken, bazen de durup nelere sahip olduğumuza bakmak gerekiyor. Tabii ki hedefler olacak, gelişmek için daha fazlasını istemek şart. Ancak sosyal medya yüzünden diğer insanların sahip olduğu şeylere sahip olmadığını gören ve bu yüzden sürekli mutsuz olan insanlara dönüştük. Hâlbuki biraz farkına varabilsek o kadar çok değerli şeye sahibiz ki, sadece kaybetmediğimiz için değerinin bilincine yeterince varamıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir