Başlangıcından Bitişine Anadol’un Hikayesi – Özgür Aydoğan, Aydın Demirer

İlk baskısı Güncel Yayıncılık’tan “Huzurlarınızda spor Anadol: Seri olarak üretilen ilk ve tek Türk tasarımı otomobilin öyküsü ve Anadol, Böcek, Çağdaş” ismiyle 2005 yılında yayımlanan kitabın, benim de okuduğum ikinci baskısı isim değiştirerek “Başlangıcından bitişine Anadol’un Hikayesi” şeklinde adlandırılmış, Grifin kitaptan 2011’de çıkmış.

Gazeteci olan Aydın Demirer ve Özgür Aydoğan’ın Anadol için bir yazı hazırlamaya çalışmaları ile başlayan süreç, araştırma derinleştikçe bir kitap haline geliyor ve biz okurlara sunuluyor. İsminden de anlaşılacağı gibi Türk otomotiv sanayisinin kurulmaya çalışıldığı yıllardaki gelişmeler anlatılıyor. Bilgiler gazetecilik yöntemleri ile derlendiği için gerçekçiliklerinin sorgulanabileceğini düşünmekle beraber o dönemin aşağı yukarı doğru bir tablosunu sunduğunu düşünüyorum.

Osmanlı’nın son dönemlerinde Ford firmasının ülkemize girişiyle hareketlenen otomotiv pazarının yerli atılımcıların çabaları ile farklı bir boyuta gelmesini okumak gerçekten de ilginç. Başlangıçta bayilik ve sadece yabancı markaların montajcılığı ile başladığımız otomotiv serüvenimiz bir grup çılgın ve kaliteli mühendisin atılımlarıyla bambaşka bir boyuta taşınmış. Galiba zirvede bırakıp sonra yine montajcılığa dönmüşüz!

Kitap kısa kısa bölümlerden oluşmakta ve her bölümün başında o projelerde çalışmış kişilerin ağzından dönemin hikayeleri samimi bir dille aktarılmakta. Daniel Lockton’un “Rebel without Applause” kitabından ve Vehbi Koç’un “Hayatım” adlı kitabından alıntılar da içermekte. Bölümlerin kısa kısa olması okunurluğu biraz kolaylaştırmış ancak sık sık yapılan tekrarlar benim biraz canımı sıktı.

Genç mühendislerimizin okuması gerektiğini düşünsem de kitabı okumanın biraz yorucu olduğunu kabul etmeliyim. Yazarların yazım tekniğinden mi, mühendislik içeren bir tarih kitabı olmasından mı, yoksa anlatılan olayların karamsarlığından mı bilmiyorum, kısa ve bol fotoğraflı bir kitap için ağır ilerlediğimi söyleyebilirim. Evet evet doğru duydunuz, bol fotoğraflı. 🙂 Böcek isimli aracı görüp de tasarım olarak taktir etmemek elde değil. Spor Anadol’u da çok beğendiğimi söylemeliyim.

Kitabın sonlarına doğru bir kronolojik özet konulmuş 1928’den başlıyor, 1959 Otosan’ın kuruluşu da dahil 2005 yılına kadar kritik öneme sahip konular listelenmiş. Gerçekten acı bir tablo var önümüzde. Ama bu acı tabloyu karamsarlık için değil ileriye dönük bir umut için kullanmak gerektiğini düşünüyorum. O dönemin imkanlarıyla bile ne derece başarılı olunduğu ortada. Ülkemizde mühendislik kültürünün sonraki nesillere aktarımı ve ekosistem oluşturmakla ilgili çok ciddi sıkıntıları olduğu net bir şekilde görülüyor. 1955-1965 yılları arasında fabrikada yaşanan olaylar şu an günümüzde 2021 yılında hâlen yaşanmakta.

Ne yazık ki sistem kuramıyoruz. Fabrikalarımız hep bireysel çabalarla ilerliyor ve o bireyler bir gün hayata gözlerini yumduğunda her şeye sıfırdan başlamak zorunda kalıyoruz. İşte bu sistemi kurmayı sağlayacak şey mühendislik kültürü oluşturmak ve gelecek nesillere bu kültürü aktarmaktır. Ekosistem kurmak demek de bireylerin(mühendislerin) tek başlarına okyanusta boğulmalarını engellemek için, onları bir araya getirmek ve onları; bir kişinin hayal bile edemeyeceği derecede karmaşık sistemlerin ekip olarak gerçekleştirilebileceğine inandırmaktır.

Kitapta belirtildiği gibi en büyük problem kendimize yeterince inanmamaktır, ülkemizin kendi insanlarına güvenmemesidir.

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir