SCRUM İki katı işi yarı zamanda yapma sanatı – Jeff Sutherland

Scrum

SCRUM: İki katı işi yarı zamanda yapma sanatı!
Kitabın başlığını görünce insan ister istemez “tam da patronların istediği şey!” diye düşünüyor. Ancak kitabı okudukça, bu yolda atılması gereken adımların hiç de patronların istediği gibi şeyler olmadığı da ortaya çıkıyor. En azından ülkemizde Scrum’ın genel olarak kabul görmeyeceğini düşünüyorum.

“Süreci tehlikeye atan problemlerden birisi yöneticilerin kendi çıkarlarına ters düştüğü için ekip üyeleri veya diğer ekiplerle şeffaf bilgi paylaşımı yapmayı kabul etmemeleridir.”
Yazar ekip içinde unvanların tamamen bir kenara atılması gerektiğini, tamamen şeffaf olunması gerektiğini söylüyor. Örnek olarak maaşlar bile şeffaf olmalı diyor. Yani teknik olarak herkesin bu çalışma stilini kabul etmesi gerekiyor en başta da yönetimin scrum’ı doğru bir şekilde anlaması şart.

Scrum başarılı sonuçlara hızlı bir şekilde ulaşmak için süreçleri en iyi şekilde yönetmeye dayanan kısa aralıklarla sürekli geri bildirim alındığı bir sistem. Süreç yönetiminde kritik konu ise çalışanların verimliliği. Scrum, yazılım ekiplerinin problemlerini çözmek amacıyla ortaya çıktığı için, yazılım sektöründeki kişilerin konuyla ilgili en azından temel bilgi sahibi olması önemli. Ancak yazarın bolca örneklendirdiği gibi, bu sistem sadece yazılım üretiminde değil birçok alanda denenmiş ve başarılı da olmuş. Hiç öyle bakmayın, ben Jeff’in yalancısıyım.

Belli etme, her işe seni koştururlar!

Konu üretim yönetimi, verim artırımı vs olunca kitapta bolca diğer yöntemlerin de adı geçmekte. Hiç duymadıysanız bu terimlere de göz atmanız iyi olabilir: “Waterfall/Şelale Modeli, OODA/gözlemle-yönlendir-karar ver-harekete geç, Gantt çizelgesi, Yalın üretim.”

Sistemi çok basitçe açıklamak gerekirse başlanacak projede yapılacak tüm işler belirlenir, ufak iş parçalarına ayrılır, iş parçaları büyüklüklerine ve müşteri beklentilerine göre sıralanır, her ekip üyesi bir veya iki haftalık sürelerde(sprint) hangi işleri bitirebileceğini belirler, işler yapılır, her sprintin sonunda ortaya çıkan sonuçlar değerlendirilir ve yeni bir rota çizilir. Tüm bu süreç bir “Scrum Tahtası” üzerinde bol post-it’li bir şekilde takip edilebilir. Bu tahtada ekip üyelerinin hangi işleri tamamladığı, şu anda hangi işi yaptıkları ve bir sonraki işlerinin ne olduğu herkes tarafından görülebilir. Bu durum işleyişteki şeffaflığı temsil eder.

Jeff Sutherland, kitap sadece boş laf salatası ile dolmasın diyerek birkaç farklı konuya da değinmiş. Bunlardan birisi: Bir insanın bir günde verebileceği sağlıklı karar sayısının limitli olması ve bu kararların bazı çevresel faktörlerden önemli derecede etkilenmesi. Örnek olarak “yargıçların tokken ve enerjikken daha sağlıklı kararlar verebilmesi” gösterilmiş. (Benlik kaynakları tükenmesi – ego depletion) Yazarın değindiği bir başka konu da “Halo Effect”. Fark edeceğiniz gibi bu başlıklar insan psikolojisi ile ilgili çünkü scrum bir ekip işi ve işin içinde insan varsa, insanların doğasını anlayabilmek de kritiktir. Ayrıca yazar Fibonacci Dizisi/Altın Oran, Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisi gibi konulardan da bahsediyor.

Kitap dokuz bölümden ve en sonda scrum’ın nasıl kullanılacağını anlatan kısa bir bölümden oluşuyor. Her bölümün sonunda “Hap Bilgi” başlıklı yarım sayfalık bir özet bulunuyor. Bu kısımlar hem içeriğin hafızada kalıcılığını sağlıyor hem de daha sonra dönüp bakmak için birebir.

Başlığı okuyunca insan “köleler daha çok nasıl çalıştırılır!” gibi bir içerik bekliyor ancak aslında verilmek istenen şey günün büyük bir kısmını iş yerinde geçirmemize rağmen öyle zamanlar oluyor ki “bugün ne yaptın?” sorusuna elle tutulur bir cevap veremeyebiliyoruz. Yazarın kitapta belirttiği gibi bu durumun birçok nedeni var. Prosedürler, gereksiz evrak işleri, uzun süren planlama süreçleri, çoğu zaman tutturulamayan tarihler ve hedefler, kısaca planlamaların temelindeki yanlışlık gibi. Yazar, aynı zamanda fazla mesailerin ve hafta sonu çalışmalarının işlerin tamamlanmasını daha da uzattığını söylüyor ki, bu konuda kendisine katılıyorum.

Son olarak çoğu okurun sevdiği bir kısım var, okunan kitabın okuyucuyu başka kitaplara ve yazarlara götürmesi durumu bu kitap için de geçerli. Kitapta geçen bazı önemli kaynaklar şu şekilde:
Toyota Ruhu
https://hbr.org/…uct-development-game ( Yepyeni ürün geliştirme oyunu* kitaptaki çevirisi )
Yazılımcılar için önemli kitaplardan birisi: https://www.amazon.com/…ersary/dp/0201835959
Dünyayı Değiştiren Makina
Mutluluk Dağıtmak
Keyifli okumalar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir