İçeriğe geç

Amaç – Eliyahu M. Goldratt

Eliyahu M. Goldratt

Elimdeki kitap Optimist yayınlarından 2016 yılında “Devlerin Omuzlarında Yükselmek” isimli makale eklenerek özel baskısı ile çıkmış. Kitabın önsözünde yazar Dr. Eliyahu Goldratt; eğitimci, yazar, bilim adamı, filozof ve iş yönetimi lideri olarak tanıtılıyor. Dr. Goldratt General Motors, Proctor&Gambit, AT&T, NV Philips, ABB, Boeing gibi dünyanın önde gelen markalarına eğitimci olarak destek vermiş başarılı bir eğitmen.

Kitap üretim yapan fabrikaların nasıl daha iyi bir seviyeye gelebileceğini anlatıyor. Kitabın giriş kısmında yazar kitapta verilen tavsiyelerin günlük hayatta da kullanılabileceğini söylüyor ancak ben arada güçlü bir bağlantı kuramadım. Baş karakter Alex’in eşiyle olan sorunlarını ele alış biçiminden dersler çıkarmak dışında, bence hayatınıza çeki düzen vermeye bu üretim kitabı ile başlamayın. 🙂

İçerik açısından çok teknik kelimeler barındıran bir kitap değil, tam aksine yazar vermek istediği fikri hikayeleştirerek anlatmış. Yani bir ders kitabı değil daha çok bir roman okuyorsunuz. Başlangıçta böyle bir kitapla karşılaşacağımı düşünmemiştim ancak hoşuma gitti. İncelemelere biraz göz atınca endüstri mühendisliği bölümlerinde bolca ödev olarak verildiğini görüyoruz. 🙂 Ödev olduğu için sevilmeyen bir kitap olabilir ancak üretimin içerisinde yer alan kişiler yazarın tasvir ettiği problemleri gerçekten yaşıyorlar, buna emin olabilirsiniz.

Özel sektörün çalışma şartlarını bilmeyenlere incelememin başlığı garip gelebilir ancak birçok işletmede işler tam olarak bu şekilde yürüyor. Üretimin elindeki işler genelde bu başlıklar ile sıraya alınıyor: “Acil / Çok acil / Her şeyi bırak – Şimdi Yap”. Kitabı okuyunca konunun sadece ülkemiz ile sınırlı olmadığını da görüyoruz. Sürekli yetişmesi gereken işler, sürekli geciken işler, bazen sonu gelmeyen mesai saatleri, patronlardan gelen baskılar, satışçılardan gelen baskılar, gecikmeler sebebiyle müşterilerden gelen baskılar derken derken saçma sapan bir kaosun tam ortasında kalan bir fabrika kapatılma baskıları altında neler yapmalı, neler yapmamalı uygulamalı olarak gözlemliyoruz.

Hikaye Alex Rogo isimli bir fabrika müdürünün işte yaşadığı problemleri çözmek için çırpınırken ailesine yeterli vakit ayırmaması ve sorunlarının çığ gibi büyümesi ile başlıyor. Hem iş hem özel hayat problemleri ile boğuşan karakterimizin attığı adımlar ise bize ders niteliğinde aktarılmış oluyor. Kitap 40 bölüm ve 1 makaleden oluşuyor.

Alex bir gün tesadüfen karşılaştığı eski arkadaşına fabrikadaki dertlerini anlatınca arkadaşı Alex’e fabrikası ile ilgili bazı sorular sormaya başlıyor. Örneğin fabrikanın iyileşmesi için robotlar alınarak verimliliği artırmaya çalıştığını anlatan Alex’e, verimliliğin gerçekten artıp artmadığını soruyor. Konuşmanın başlarında fabrikanın verimliliğinin kesinlikle arttığını düşünen Alex, konuşma ilerledikçe hatalarını görmeye başlıyor. Mesela hataların en büyüğü fabrikanın gerçek amacının verimliliği artırmak olduğunun düşünülmesi. Halbuki “amaç” temelde para kazanmak, nakit akışını iyi düzeyde tutmak, maliyetleri düşürmek sonuç olarak kâr etmek.

“Verimlilik neden önemli olmasın ki?” diye düşünebilirsiniz. Kitapta bu konu ile ilgili şöyle bir örnek verilmiş: Üretim verimliliğinin artması için fabrikaya robotlar alınmış, robotların yaptığı işi yapan ustalar farklı birimlere kaydırılmış, robotlar ustalardan daha hızlı çalıştığı için belirli bir süre sonra işleri çabuk bitmiş ve durmaya başlamışlar, robotlar durmasın diye önlerine ileride ihtiyaç duyulabilecek ancak şu anda ihtiyaç olmayan işler koyulmaya başlanmış ve bu durum gereksiz stok birikimine sebep olmuş. Robotlar hızlı çalışsa da son montajın tamamlanması için diğer birimlerden gelen parçaların beklenmesi gerekiyor. Sadece robotlara bakarak işleri %20 hızlandırdıklarını düşünürken aslında tüm üretime bu katkıyı aktaramamışlar ve robotlar gereksiz malzeme üretmiş. Peki neden? Çünkü patronlar yatırım yaptıkları robotların yatmasını istemiyor ve verimliliğe kafayı takmış durumdalar.

Bir diğer kıymetli örnek de dar boğazlar. Siparişin alınmasından başlayıp, ürünün müşteriye teslimine kadar olan zaman döngüsünde tüm sistemin hızını belirleyen en kritik noktaya dar boğaz deniliyor. Fabrikadaki dar boğazlar yani çoğunlukla gecikmeye sebep olan birimlerdeki sorunlara makul çözümler bulunabilirse üretimin hızlanacağı anlatılıyor.

Kitap boyunca Alex zaman zaman fabrika ekibini de toplayarak arkadaşını arıyor ve onun yönlendirmeleri ile sorunları çözmeye çalışıyor. Arkadaşının en büyük özelliği ise asla cevapları direkt olarak söylememesi ve deyim yerindeyse balık tutmayı öğretmesi, yazar bunu Sokrates yöntemi olarak vurgulamış.

Kitabın sonundaki makalede ise yazar Henry Ford ve Taichi Ohno’nun üretime bambaşka bir boyut kazandıran yöntemlerinden ve bu yöntemleri hangi tip üretim hatlarında kullanabileceğimizden bahsetmiş. Hangi tip hatlarda kullanılabileceği vurgusu çok önemli çünkü her yöntemin her fabrikada aynı etkiyi yapması beklenemez.

Sonuç olarak herkese hitap etmeyen ancak üretim ile yakından ilişkili herkesin göz atması gereken değerli bir kitap olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir