İçeriğe geç

Zengin Baba Yoksul Baba – Robert T. Kiyosaki

Zengin Baba Yoksul Baba

Uzun süredir kitap okuyamıyordum, e-kitap okuyucumu karıştırırken bu kitaba rastladım. Hem Türkçe hem de İngilizce olarak okunmayı bekliyordu, sanırım benim için önemli bir kitap bu diye düşünüp başladım. Kitap isimlerini bir kenara not edip, daha sonra neden o kitabı okumak istediğimi hatırlamadığım oluyor. Sanıyorum bu kitabı “paranın babalık konusunda insanları nasıl etkilediği” ile ilgili olduğunu düşünerek ekledim. Okuyacağım bazı kitaplar için çok derinlemesine araştırma yaparken bazılarına da bu şekilde balıklama dalıyorum.

Dilimize çevrilen birçok kitapta olduğu gibi bu kitapta da anlatılanlar Amerika için geçerli konular, verilen fikirler oranın ekonomik yapısına göre verilmiş tavsiyeler. Ayrıca kitabın basım tarihini de düşünürsek, ekonomi ile ilgili yatırım tavsiyesi arayanlar daha güncel ve daha bölgesel bir kitap araştırmalı.

Kitabın konusuna gelirsek eğer; nasıl zengin olunur, kendi işimi mi kurmalıyım yoksa başkasının yanında mı çalışmalıyım, paranın nasıl çalıştığını bilmek zengin olmak için yeterliyse muhasebeciler veya bankalarda çalışanlar neden zengin değiller, okullarda para konusunda ne öğreniyoruz? Yazar bu tip sorulara cevap vermeye çalışmış. Biliyorum, hayaller – hayatlar işte, beklediğim içerikle pek uyuşmadığı doğru, o konuya değiniliyor ama beklediğim şekilde değil ve beklediğimden az.

Bu sorulara yanıt verirken zengin baba ve yoksul babanın ne düşündüğü, nasıl seçimler yaptığı ve kararlarını neye göre verdiklerini kısaca para ile olan ilişkilerini gözlemliyoruz. Yazara göre yoksul baba; öğretmen, doktor, mühendis, polis, hakim…vs gibi memurluk yapan veya maaşlı çalışan, yani başkası için çalışan, sürekli kendince en güvenli yolu tercih eden, paradan korkan, risk almak istemeyen, tutumluluk ile, para biriktirerek zengin olmayı amaçlayan kişiler. Ya da zengin olmasam da olur ama aç kalmayayım diye düşünenler. Zengin baba ise; kendi işinin sahibi, paranın kendisi için nasıl çalışacağını öğrenmiş, piyasadaki riskleri en aza indirmeyi bilen, gerektiğinde cesur adımlar atabilen, her şeyini kaybetse de tekrar zengin olmayı başarabilecek kişiler. Sıfırı görmekten korkmayanlar.

Tabii ki yoksul baba yetiştirdiği çocuğunu kendisi gibi eğitiyor, yani güvenli limanlarda kalmalı, mümkünse okul okumalı ve iyi bir yerde memur olarak çalışmaya başlamalı, yani geleceğini güvence altına almalı. Zengin baba ise çocuğunun küçük yaşlardan itibaren parayı nasıl kontrol edeceğini öğrenmesi gerektiğini düşünüyor, para kazanmak için çalışmanın doğru bir yöntem olmadığını savunuyor.

Yoksul baba bir konu hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmayı takıntı haline getirmiş, ne kadar çok bilirsem o kadar çok para kazanırım veya ne kadar çok çalışırsam o kadar çok para kazanırım diye düşünüyor. Zengin baba ise her konu hakkında az da olsa bilgi sahibi olmanın doğru olduğuna inanan ve çok çalışarak değil, az da olsa kazandığı parayı çalıştırma yollarını araştıran, yani paranın para getirmesi için uğraşan birisi.

Burada bahsedilen problem en iyi mühendislerde görülüyor. Çoğu mühendis teknik konulara kafayı takmış bir şekilde yetişiyor. Ne kadar kaliteli iş yaparsam o kadar çok para kazanırım diye düşünülüyor genelde, kaliteli iş yapabilmek için de sürekli teknik olarak gelişmek gerekiyor. Ancak ülkemizde özel sektörde de görülebileceği gibi, iyi para kazanan insanlar işini az-çok yapan, çevresi geniş, iyi ilişkiler kurabilen, reklam ve pazarlamayı iyi yapabilen, yönetim becerileri olan, doğru zamanda doğru atılımları yapabilmiş …vb kişiler. Mühendislik önemli değil demiyorum ancak teknik becerinin tek başına yeterli olmadığı çok açık.

Siz çalışmayın, paranız sizin için çalışsın(!)

Zengin babaya göre bireysel olarak vergiden kaçınmak mümkün değilken şirket sahiplerinin bu konuda çeşitli seçenekleri var. Başkası için çalışan birisi daha maaşı bankaya yatmadan vergileri kesilirken şirketlerin vergi ödemeden önce atabileceği bazı adımlar var. Yoksul baba maaşını ne kadar artırırsa ödediği vergi de o kadar artıyor, bu sebeple zengin olması mümkün değil çünkü parasını devlete kaptırıyor. İnsanların şirket kurmayı gözlerinde çok büyüttüğü, ayrıca bu konularda yeterince bilgi sahibi olmadığını söylüyor yazar. Bu konu ülkemizde de bu şekilde. Para idaresi, şirket kurmak, vergiler gibi konuları bilmeyi bırakın çoğu çalışan hukuki haklarını dahi bilmiyor. Yine de yazımın başında belirttiğim gibi kitap Amerika için yazılmış.

Peki yazara göre zengin baba zengin olmak için ne yapmış? Yani paranın bizim için çalışması ne demek? Kitapta verilen örnekler çok kısıtlı, yukarıda sayılan konularda kendini geliştirmeyi bir kenara koyarak, şirket hissesi sahibi olmak, senet alıp satmak, herhangi bir sebeple fiyatı düşmüş gayri menkulleri araştırıp alıp-satmak, kısaca borsa işlemleri.

Yani yoksul baba para biriktirmeye uğraşırken, zengin baba kenara konan paranın beklerken bile kaybettirdiğini düşünüyor. Yazar ilk fırsatta ev, araba almak yerine yatırım yapmak gerektiğini vurguluyor. Önerilerden de görüldüğü üzere, kitapta nasıl zengin olurum sorusuna yanıt bulamayacağız. Ancak bu sorgulamalar bizi borsa ve para hakkında ne kadar bilgi sahibiyim, vergiler ve şirket yapılanması konusunda neler biliyorum, para kazanmak için nelerden taviz verebilirim gibi soruları düşünmeye itebilir.

Peki hiç parası olmayan birisi ne yapacak? Uzun zaman önce arkadaşlarımdan birisi bir hikaye anlatmıştı. İstanbul’da tanıdığı birisi hiç parası olmadığı halde 5 milyon tl’lik bir evi almak için ev sahibi ile anlaşma yapıyor. Daha sonra o evi 5.6 milyon tl’ye satın alacak bir alıcı buluyor. Bu satışın yapılmasını sağlıyor ve aradaki farkı cebine koyarak çoğu memurun yıllarca kazanamayacağı parayı, masrafsız 1 haftada kazanıyor. İşte kitaptaki bazı örnekler de böyle, umarım anlatabilmişimdir.

Ayrıca yazarımız para konularını öğretmek için bir masa oyunu tasarlamış ve onun satışını yapıyor. Buradan da görülebileceği gibi para kazanmanın en iyi yolu herhangi bir işi yapmak değil, o iş hakkında hiçbir fikri olmayanlara o iş ile ilgili bilgi satmaktır.

Günümüzde girişimcilik konusu tüm dünyada popüler bir konu. Ülkemizde de girişimcilik konularında popüler insanlar var. Biraz incelenirse bu insanların çoğunun girişimcilik yapmadığı(aksini savunabilirler) bunun yerine girişimcilik nedir şeklinde kitaplar yazdıkları, seminerlere katıldıkları, eğitimler verdikleri, danışmanlıklar yaptıkları ve bu şekilde para kazandıkları görülebilir. Bu yazar için söylemiyorum ancak nasıl para kazanılır konusunda yazanlar da genelde bu şekilde, yine de bu kitaptan ne kadar faydalanabileceğiniz size kalmış.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir