Los Angeles Yolu – John Fante

İlk kitap olan Bahara Kadar Bekle, Bandini’de Arturo karakterinin çocukluğu işlenmişti. Bu kitapta ise yazar Fante bizleri Arturo’nun gençlik dönemine götürüyor, kitapta 18 yaşında olduğunu öğreniyoruz.

Ergenlik döneminin getirdiği zorluklardan mı bilinmez, Arturo karakterinin çocukluk haylazlıkları yerini hastalıklı diyebileceğimiz bir ruh haline bırakmış. Yazar karakterin davranışlarını toplum kabullerinin dışına çıkarmaya, uç noktalara taşımaya çalışmış. Rastgele ikinci kitaptan başlayan birisi bu ne böyle mide bulandırıcı diyebilir.

Baş kahramanımız(!) Arturo annesi ve kız kardeşi ile birlikte yaşamaktadır. Tek başına evin geçimini sağlamak için çalışmak zorundadır ancak karakteri nedeniyle girdiği işlerde de uzun süre barınamamaktadır. Fakir olduğunu ve beş kuruş paraya muhtaç olduğunu bilmekte ancak gururu yüzünden sürekli aksi gibi davranmaktadır. Hatta fakir bir insan gördüğü zaman, muhtemelen kendisini hatırlattığı için, o kişiye tiksinti ile bakmakta ve öfke duymaktadır. Bir yerden tanıdık geldi gibi.

Bu fakir ama gururlu genç halinin karakterin hayal gücüne yansımalarını da sık sık görmekteyiz. Başvurduğu işlere muhtaç olduğunu bildiği halde, diğer adaylara kendisini yazar olarak tanıtmakta ve gireceği işi de yazacağı kitaba konu bulma aracı olarak göstermeye çalışmaktadır. Reddedileceğini anladığı anda da ilk davranışı; onlar beni reddedemez, ancak ben onları reddedebilirim şeklinde olmaktadır.

Benim için karakterin en güzel yönü; hayal gücünün kuvvetli olması ve kafasının içerisinde kendi kendine sürekli hikayeler uydurmasıdır. Arturo sürekli kafasının içinde yaşamakta ve laf lafı açmaktadır. :)) Ne yazık ki sürekli kendini kandırıyor olması da yine bu hayal gücünün ürünleri sayesinde olmaktadır. Sanırım çoğu insanın bu şekilde kendini kandırdığı durumlar vardır. “Kedi uzanamadığı ciğere pis der” sözünde olduğu gibi ulaşamadığımız durumlar için zaten ben onu istemiyorum, o şekilde olmasını zaten istemezdim gibi kendimizi kandırdığımız ve vicdanımızı rahatlatmaya çalıştığımız durumlar olabiliyor. Aynı zamanda tam aksi olan sahip olmadığımız şeylerin çok muhteşem şeyler olduğu ihtimaliyle de sürekli kendimizi kandırırız. En basit örnek bir çocuk için her zaman en güzel oyuncak sahip olmadığı oyuncaktır. Dolayısıyla anlamsızlığını ancak sahip olduğumuzda anladığımız, ya da ancak sahip olduğumuzda bize anlamsız gelen değerler de vardır.

Ancak tabii ki bu kitabın dikkat çekmesini sağlayacak şey Arturo’nun absürt hayal gücüdür. Örneğin Ford’a iş görüşmesine gittiğinde ve reddedileceğini anladığında hemen kafasında bir senaryo oluşturmuştur. ABD başkanının kendisini oraya “git bi bak dostum orada neler yapıyorlarmış, bana bir rapor hazırla” diyerek gizli bir görevle gönderdiği hikayesini kurgular. “Hah şu serseme de bak beni kendisi gibi sıradan birisi olarak görüyor, halbuki beni Amerikan Başkanı gönderdi, teklifi altın tepside sunsalar kabul etmem!” Çalışanların sürekli ezildiği, kölelik sayılabilecek o işe kim muhtaç olabilir ki, yoo yoo dostum Arturo değil tabii ki!

Bu örnekte olduğu gibi bir bakmışsınız Arturo dünyaca ünlü bir koşucu, bir bakmışsınız çok zengin bir kişilik, bir bakmışsınız çok ünlü bir yazar, bir de bakmışsınız ki kendisini kendisinin tanrısı ilan etmiş, ama en önemlisi her zaman kadınların hayranlık duyduğu bir adam!

Bu kitabı okurken acaba psikologlar okuduğu kitaplardaki karakterleri sürekli analiz etme ihtiyacı hissediyor mu diye merak ettim. Çünkü Bandini hiç normal bir karakter sayılmaz, Fante’nin yaşantısının ne kadarını yansıttığı konusundan da emin değilim.

Bu okuduğum 3. Fante kitabı ve ortak yönleri de kaçırmak mümkün değil. Bandini sürekli kafasına estiği gibi davranıp sonrasında deli gibi pişman olan ancak aynı seçim tekrar önüne gelse tekrar aynı hataları yapabilecek yapıda bir insan. Ailesinin dindar olması sebebiyle sürekli annesi ve kız kardeşiyle çatışmalar yaşasa da zaman zaman tanrıya kendisini affetmesi ve günahlarını bağışlaması için dua eder. Daha sonra hayat kaldığı yerden devam eder, biraz önce günah saydığı davranışlarla birlikte tabii ki.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir