Arthur Schopenhauer

Kitap seçerken ilk dikkat edilen unsurlardan birisi kitabın adıdır. Bazı kitaplar içeriğe sadece göz kırpar, örneğin “Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi”. Böyle bir kitabın içeriğini bilmeyen birisi; gerçekten ortada bir gemi var mı? Bu bir hikaye mi yoksa bir macera romanı mı, korsanları da görebilecek miyiz, gibi düşünceler içerisine girebilir. 

Tartışma Sanatının İncelikleri kitabı gibi kitaplar ise herhangi bir şaşırtmacaya veya yanılgıya sebebiyet vermeden, okuyucuya neyi aktarmaya çalıştığını açıkça göstermektedir. Yani bu konuya ilgisi olan kişiler, bu incelemeyi okurken doğru yerdeler. 

Biraz kitabın içeriğinden bahsedeyim. Güzel bir önsöz ve sunuş ile başlıyor kitabımız. Eski basımlardaki sıkıntılar veya okumayı zorlaştıran yoğunluğunun bir nebze olsun giderildiği aktarılıyor okuyucuya. Birazcık da okurların tembelliklerinden ve kitaba gerektiği değeri vermemelerinden dem vuruluyor. 

Giriş kısmında bizleri etkili konuşma sanatı ile ilgili bir bölüm karşılıyor. Tartışma ve çekişme nedir? Ad rem ve ad hominem kavramları ne demek? Diyalektik, eristik diyalektik nedir ve bunların temellerinden, bir de her sanatta olduğu gibi(!) bu işin hilelerinden bahsediliyor. 🙂 

Kitap, felsefe üzerine çok okuma yapmamış kimseler için ağır sayılabilecek bir dil içeriyor ancak Arthur Schopenhauer‘in diğer kitaplarında da gördüğüm “örneklerle açıklamak” yaklaşımı anlaşılması zor olan yerlerde imdada yetişmiş. 

Tabii ki kitabı okudukça yaşanan tartışmalar kafamızda canlanmaya başlıyor. Tartışmaları tekrar yaşayıp, o zamanlarda verilemeyen cevapları hatırlıyoruz. En üzücüsü de sürekli tartışmaya gönüllü insanlarda fark edilen “mantığın öneminin yitirildiği, hedefin tartışmadan galip ayrılmak olduğu” gerçeği. Bu amaç uğrunda her şeyi yapabilecek insanların varlığına hepimiz şahit olmuşuzdur. “Tamam, hıhı , evet, sensin, kralsın” deyip geçiştirmekten yorulanlar varsa yazarın aktardığı “Tartışma Hileleri”ni uygulamayı deneyebilir. Bu taktiklerin çoğunu insan bilinçsiz bir şekilde zaten yapıyor ancak bu konuda biraz bilinçli olmak konuşmaların seyrini değiştirebilir.

Her ne kadar insanlık çok ilerledi, karanlık çağlar çok geride kaldı, o eski dönemlere baktıkça insan şaşırıyor gibi cümleler kurulsa da çoğu klasik eserde görüldüğü gibi üstünden yüzyıllar geçse de insanlık aslında aynı. Bu kitabı okuyanlar da dönemin fikirlerinin hala geçerli olduğunu açıkça gözlemleyebilir.

Son olarak yazarın da belirttiği gibi, bu taktikler iyi hoş ancak siz yine de tartışacağınız insanları iyi seçin. Keyifli okumalar. 🙂


0 yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: