Hep sorulur ya “Çok okuyan mı, yoksa çok gezen mi?” diye, ancak bazı istisna kişiler vardır ki onlar hem çok gezip, çok şey görüp yaşamıştır hem de bulabildiği her fırsatta bolca okumuştur. Bizlerse, o insanın kısacık hayatına bu kadar şey nasıl sığabilir diye şaşarak okumaya koyuluruz. İşte o nadir insanlardan birisi de Aleksey Maksimoviç Peşkov‘dur.

Şanslı demek pek doğru değil, çünkü yaşadıklarını her insan kaldırabilecek güce sahip değildir. Okul okuyamadığı, üniversite bitiremediği için bu kadar çok kitabı nasıl yazdığı sorgulanmış olsa da, hayatının belli dönemlerinden kesitler sunan bu üçlemeyi okuyan çoğu kişi eminim ki onun azminden ve bu yeteneğinden etkilenmiştir.

Benim Üniversitelerim kitabı, adından da anlaşılacağı gibi, yazarın üniversite okuma hayalleriyle gezip dolaştığı bir dönemi anlatmakta. Anne ve Babasını erken yaşta kaybedip hayatın acımasız yanını gören Gorki, yaşamını devam ettirebilmek adına ne iş bulursa yapmaya devam etmekte ve her gittiği yerde farklı insanlarla karşılaşıp, değişik bakış açıları kazanmakta ve tabii ki her boş vaktini yeni yeni duyduğu, bulabildiği kitaplara harcamakta.

Kitaplarla arasının iyi olduğunu gören bir arkadaşının, sen üniversite okumalısın, lafıyla yeni maceralara yelken açan kahramanımızın hayat üniversitesindeki zorlu mücadelelerine tanıklık etme fırsatını buluyoruz.

Okumayı düşünenlere tavsiyem sırayla ilerlemek “Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken” ve daha sonra bu kitap. Yazarın anlatımı doğal, akıcı ve sizi olaylara dahil edebilen cinsten. Ayrıca okudukça anlaşılıyor ki yaşadığı toplumun yapısı bizlere hiç de uzak değil.


0 yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: